fenergenekon!

30 Temmuz 2011 tarihinde www.sebinmedya.com'dayayınlanmıştır.

30 Temmuz 2011 tarihinde www.sebinmedya.com 'dayayınlanmıştır.

 

Yıllardır, masa başı oyunlarla şampiyonluğumuz elimizden alındığında, Allah'tan bulsunlar diye beddua ediyorduk.

 

Herhalde bu beddualarımız tuttu.

 

Ya da, mızrak artık çuvala sığmaz hale geldi ve temizlik yapmak şart oldu.

 

Şike operasyonundan önce "hangi maçlarda şike var" diye sorsalardı, Eskişehir-Fener, Karabük-Fener, Sivas-Fener, Buca-Fener maçlarını sayabilirdim. Tabii, bir de, Eskişehirsporlu topçuların ölümüne koştukları ve Trabzonspor'un nizami 2 golünün sayılmadığı Eskişehir-Trabzon maçında teşvik primi olduğunu da sözlerime eklerdim.

 

Güya gizli olan soruşturmadan bilgiler sızdıkça, şüphelendiğimiz ne kadar maç varsa, hepsinde fenerin bir operasyon yaptığı ortaya çıkıyor. Sivas'ın halen tutuklu olan kalecisi, araba pazarlığı yaparken yakalanıyor. Fenerden yediği gol öylesine evlere şenlik ki, şikeyi yapanlar bile, kendi aralarında "o şutu değil de, bari öbür şutu içeri alsaydın, çok açık oldu" diye aralarında konuşuyorlar.

Bir de, İBB'li İbrahim Akın var. İBB-Trabzon maçında, Trabzonspor'u yenme karşılığında 100 bin dolar aldığı neredeyse kesin. Hacıya hocaya bile danışmış, haram olur mu diye, sonra da aldığı parayla kumar borçlarını ödemiş.

 

Emenike ve Sezer Öztürk'ün Fener'e transfer olma hikâyelerini de hepimiz biliyoruz.

 

Hele hele, fener maçında Bülent Uygun'un en iyi adamını ilk 11'de başlatmayarak, defansın göbeğini açıp, ilk 15 dakikada maç 2 -1'e geldikten sonra, oyuncu değiştirmesi de gerçekten ilginçti. O zamanlar, Bülent Uygun'u biraz da olsa adam sanıyordum da, tepkim; "Bülent Bülent, hep fenerin askeri olarak kalacaksın, hiçbir zaman komutan olamayacaksın "olmuştu. Şimdi ortaya çıkıyor ki, asker bile değilmiş Bülent, asker dediğinde biraz onur olur.

Sızan bilgiler, soruşturmanın belki de binde birlik kısmı, ama hepsi de fener üstüne. Ben Trabzonspor'un bu süreçte temiz olduğuna inanıyorum. Neden derseniz, Trabzon'la ilgili en ufak bir kanıt olsaydı, günde bin kere televizyonlarda gösterilir, Fenerli köşe yazarları ve hatta hurriyet gibi topyekun fenerli gazeteler, çarşaf çarşaf yayınlarlardı. Birazcık medya okuma-yazması olan herkes, medyanın Trabzonspor'u bu işe çekmeye çalıştığını, ama hiçbir kanıt öne süremediklerini hemen fark edebilir. Tıpkı, ligler devam ederken her hafta Trabzonspor'un bir ya da birkaç futbolcusunu İstanbul dukalığına transfer etmeye çalıştıkları gibi...

 

Ergenekon süreci devam ederken ve henüz şike operasyonları başlamadan önce, arkadaşlarıma şöyle demiştim: "Memlekette bazı şeyler temizleniyor, ama gerçek bir temizlik yapılacaksa, futbolun da temizlenmesi gerekir." İşte şimdi, bu temizlik yapılıyor. "Fenergenekon yakıştırması da, şike soruşturmasından çok önce, haber61.net yorumcuları tarafından bulunmuş, muhteşem bir yakıştırmadır, yaşananlara cuk oturmaktadır.

 

Geldiğimiz noktada fener, kendini kurtarmak için intihar hamleleri yapıyor. Bir avukatları var, evlere şenlik; söylediği her şey fenere zarar veriyor. Fenerin dışarıda kalmış yöneticileri deseniz, tam groki durumdalar ve çırpındıkça batıyorlar. Fener taraftarı ise, çoktan nakavt olmuş. Tam bir isyan hali içinde, ne yapacaklarını, nereye gideceklerini şaşırmış durumdalar. Beşiktaş ve Trabzon taraftarı, "bizimkiler bu işe bulaşmışsa bizi de düşürün" derken, onlar, sağa sola saldırarak, "yaptık ama yanımıza kâr kalmalı" megalamonisi (büyüklük hezeyanı ya da büyüklük kuruntusu) içindeler. Hele bir de fenerli medya var ki, kışkırtma, provokasyon, tahrik, ne ararsanız onlarda. Geçen bir gazete haber yapmıştı: fener olimpiyatı basacak" diye, güya, fenerli taraftarlar kendi aralarında organize olup, olimpiyat stadında oynanacak Trabzonspor-Benfica maçını basacaklar ve olay çıkaracaklarmış. Bu nasıl bir haberdir, nasıl bir gözü dönmüşlüktür, anlamak mümkün değil. Esas, bunların da sporda şiddeti önleme yasası kapsamında değerlendirilmesi gerekiyor, bir de çeteye yardım ve yataklık kapsamında.

Kâr demişken, "fenerin düşürülmesi ligin marka değerine zarar verir" gibi bir zırva dillendirilip duruyor. Aslında, bu saatten sonra fenerin düşürülmemesi ligimizin marka değerine çok büyük bir zarar verir. Şike yapmak, teşvik primi vermek ligin marka değerini artırmaz, düşürür. Üstelik sadece ligimizin değil, bütün Türk sporunun marka değerini, dünyadaki itibarını yerle bir eder. Bu cümleden olmak üzere, lig tv aboneliğimi, fener düşürülene kadar iptal ettirdim. Düşürülmezse, seyredilebilir bir lig olmaktan çıkacak, düşürüldüğü gün ise, yeniden lig tv'ye üye olacağım. Şike ve teşvik yapmaya kimsenin cesaret edemediği, hak edenin kazandığı, taş gibi, kaya gibi bir lig olacak. Şike yapmadan bankasya'dan çıkabilirse, fener de süper ligin temizlenmiş takımlarından biri olur.

 

Kısacası, Türkiye, Ergenekon'dan da, Fenergenekon'dan da kurtuluyor, her alanda, temiz, adil bir ülke olmaya doğru hızla yol alıyor.

 
 

 

 
  Siyasetçinin El Kitabı   |   Önsöz   |   İçindekiler   |   Basında Kitabımız   |   İsteme Formu   |   Görüşlerim   |   Görüş ve Önerileriniz   |   İletişim

 
 Facebook Sayfası  Twitter Sayfası © 2012 Siyasetçinin El Kitabı - Yüksel Bölük