Kürt meselesi AK Parti'ye kazandıracak

11 Mart 2013 tarihinde www.gazete5.com'da yayınlanmıştır.

Fransız reklamcı Jaques Seguela siyaseti “geleceği öngörmek” olarak tanımlar.

Elbette bizim siyasi partilerimiz de gelecek tahminleri yapıyorlardır. Biz de, Seguela’nın sözüne uyarak çözüm sürecinin başarılı ya da başarısız olması bağlamında siyasi partilerimizi değerlendirmeye çalışalım.

Muhalefet partilerimiz, “başbakan çözüm sürecini başlatmakla intihar etti, milletin gözünde artık bitti, kendi kendini yok edecek,” diye, gizli bir sevinçle ellerini ovuşturmaya başlamış bir durumdadır. Muhalefetin gelecek öngörüsü aşağı yukarı şu şekildedir: “Bu sürecin başarılı olma ihtimali yoktur, Başbakan pkk ve apo ile müzakere eden bir lider olarak ilk seçimlerde milletimiz tarafından sandığa gömülecektir.”

Peki, bu öngörü doğru mudur?

Bugüne kadar girdiği bütün seçimleri kazanmış bir partinin böyle netameli bir konuda adım atarken sürecin başarısız olma ihtimalini düşünmemesi elbette beklenemez. Zaten Ak Parti, muhalefet partilerinin aksine bir adım atarken, a planının yanında b, c, d, planlarını da yaptığı, her ihtimali hesapladığı için girdiği her seçimi kazanmaktadır.

Çözüm sürecinin başarılı olması durumunda Erdoğan’ın tarihe geçeceğinden, Ak Parti’nin yüzde 60 oy alacağından hiç kimsenin şüphesi yoktur. Muhalefet partilerinin esas korkusu da işte tam olarak budur.Bu korkuları, muhalefet partilerini çözümün başarısız olacağı ve bu sebeple Ak Parti’nin yıkılacağı gibi bir kör inanca kapılmalarına, başka ihtimalleri göz ardı etmelerine neden olmaktadır.

Biraz siyasetten anlayanlar bilirler ki, Ak Parti mutlaka sürecin başarısız olma ihtimalini de hesaplamıştır. Bugünkü tablo yurt içi ve yurt dışı bütün aktörlere şu mesajı vermektedir: “Bakın, ben Kürt meselesini çözmek için kendini peygamber sanan bebek katili apo ile her gün bomba patlatan, mayın döşeyen askerimi şehit eden pkk ile pkk’nın Kandil’de bulunan yöneticileri ile ve Avrupa bağlantıları ile görüşmeler yaptım. Bu sorunu çözmek için kendi siyasi varlığımı tehlikeye attım. Hem Kürt vatandaşlarımın bütün haklarını verdim, hem de akan kan dursun diye pkk’yı, apo’yu bile muhatap aldım. Elimi uzattım, elim havada kaldı. Demek ki apo ve pkk bu sorunun siyaseten çözülmesini istemiyor. Kaçakçılıktan, uyuşturucudan vazgeçmiyor. İsrail’in Rusya’nın, Amerika’nın ve daha kimler kimlerin uşaklığı yapmaya devam ediyor. Başka yapacak bir şeyim kalmadı.”

Başkaca yapacak bir şeyi kalmayan Hükümetin, başarısızlığa uğramış bir süreç sonunda, terörle mücadele konusunda çok büyük bir hamle yapacağı aşikârdır. Geçen yıl yapılan ve pkk’nın bütün mali kaynaklarını kesen, insan kaynaklarına büyük darbe vuran operasyonların, yerli anka uçaklarının, Göktürk uydusunun ve profesyonel birliklerin devreye sokularak 10 kat fazlasıyla yapılacağını bilmek için kâhin olmaya gerek yoktur. Bu operasyonlarla birlikte, aponun da ipinin çekileceği muhakkaktır.Şimdi size bir soru: çözüm sürecinin bütün başarısızlığını apo ve pkk’ya yükleyerek apoyu idam eden, pkk’ya karşı bugüne kadar yapılmış en şiddetli askeri operasyonları başlatan bir Ak Parti oy mu kaybeder, yoksa oy mu kazanır?

Bana sorarsanız eğer, sürecin başarısız olması durumunda Ak Parti mevcut oylarını korur ve hatta artırır. MHP ise büyük bir oy kaybına uğrar. Garip gelebilir ama MHP’nin kısa vadede oylarını artırmasını sağlayacak seçenek çözüm sürecinin başarıya ulaşmasıdır. Çözüm sürecinin başarıya ulaşması, terör örgütü pkk’ya bazı haklar verildiği yolundaki propagandaların etkisiyle MHP’nin oylarında belirgin bir artış sağlayacaktır. Böyle bir oy artışı, MHP’nin kendisini “sadece terörle” siyaset yapan parti konumundan kurtararak memleketin diğer meseleleri ile de ilgilenen gerçek bir parti konumuna kavuşması için vakit kazanmasını sağlayacaktır.

CHP’nin etkili bir siyasi aktör olabilmesi, mevcut genel başkanı ve parti içindeki bölünmüşlükle mümkün görünmemektedir. Çözüm süreci başarısız olsun ya da olmasın CHP her halükarda oy kaybedecektir. CHP, hızla bölünmeye doğru gidiyor. Herhalde CHP için en hayırlısı da bu olacak. Bekir Coşkun ve Yılmaz Özdi’in kalemlerinde hayat bulan devletçi-faşist yaklaşımı Perinçek’in İşçi Partisi’ne devretmiş bir CHP, gerçekten sol politikalar izleyen bir CHP ülkemiz için de faydalı olacaktır.

BDP için ise bu süreç bir ölüm kalım sürecidir. Ya süreç başarılı olacak, BDP'liler sürece katkı vermiş siyasetçiler olarak kendilerine legal bir yer bulacaklar, Başbakanın bugün kendilerine sağladığı meşruiyeti devam ettirecekler, ya da pkk’nın oyuncağı olarak tarihin çöplüğündeki yerlerini alacaklardır. MHP’den farklı olarak BDP, içinde bulunduğu açmazın farkındadır ve çözüm için canla başla çalışıyor.

Gelecekte ne olacağını kim bilebilir ki? Belki de benin tahmin ettiğim gibi olur. Bütün siyasi partilerin, he türlü ihtimali göz önünde bulundurup, gelecek hesaplamalarını ona göre yapmaları gerekmez mi?

 
 

 

 
  Siyasetçinin El Kitabı   |   Önsöz   |   İçindekiler   |   Basında Kitabımız   |   İsteme Formu   |   Görüşlerim   |   Görüş ve Önerileriniz   |   İletişim

 
 Facebook Sayfası  Twitter Sayfası © 2012 Siyasetçinin El Kitabı - Yüksel Bölük