Devlet Bahçeli İmralı'ya gitsin!

28 Şubat 2013 tarihinde www.gazete5.com'da yayınlanmıştır

Şaka şaka, hemen kızmayın. Bu gergin günlerde sizleri biraz neşelendirmek istedim.

Hepimiz birlik beraberliğimizi korumak istiyoruz değil mi? Hepimiz ülkemizin ileri gitmesini, vatandaşlarımızın refah içinde, huzur içinde, mutluluk içinde yaşamasını istiyoruz. İçinizde terör belasının sona ermesini istemeyen bir Allah’ın kulu var mı?

Benim fikrime göre, terörün bitmesini kim istemiyorsa, vatan hainidir. Terörün bitirilmesi için farklı önerilerimiz olabilir, kendimize farklı çözüm yolları seçmiş olabiliriz, ama hepimiz bu işin sona ermesini istiyoruz.

Ve tabii, kendi fikrinin en doğru fikir olduğunu, kendi düşüncesinin tartışmasız en iyi düşünce olduğunu kim savunabilir? İşte bu yüzden herkesin fikri benim için değerlidir. Karşılaştığım herkesin -veya bu yazıyı okuyan herkesin- benden daha üstün olan bir tarafı olduğuna, o kişiden bir şeyler öğrenebileceğime inanırım. Kiminiz benden daha akıllısınız, kiminiz benden daha güçlüsünüz, kiminiz benden daha ferasetlisiniz, tamamınızın benden daha yakışıklı olduğuna da eminim. Bazı arkadaşlarımız ise fikirlerini kılıç gibi keskin yorumlarla ifade etmeyi seviyorlar. Eh ne diyeyim, hadi onlar da benden daha heyecanlı olsunlar.

Bu topraklarda kavga etmeden, dövüşmeden, birbirimizi öldürmeden birlikte yaşamak istiyorsak,birbirimizi anlamalıyız. Birbirimiz anlayabilmeliyiz çünkü bölünebilme ihtimalimiz yok. İmkânımız da yok, 6 milyon karı-kocayı birbirinden nasıl ayıracaksınız? Ayrılamıyorsak birlikte yaşayacağız, birlikte yaşayacaksak birbirimiz anlamaya çalışacağız.

Kendimizi, 3-5 dakikalığına karşımızdakinin yerine koymaya ne dersiniz? Hadi, kendinizi Şırnaklı bir Kürt gencinin yerine koyun. Neye üzülür, neye sevinir, neye öfkelenirsiniz? Potansiyel suçlusunuz, dilinizi rahatça konuşamıyorsunuz, hadi, hadi Şırnaklı bir Kürt olduğunuzu düşünün ve bir de hayata o gözle bakın. Kürt iseniz eğer, kendinizi mesela Çorumlu bir Türk’ün yerine koyun. Ülkenizin bir bölgesinde bir savaş var ve her gün şehrinize gencecik çocukların cenazesi geliyor. 3-5 dakika kendinizi karşı taraf saydıklarınızın yerine koyun, en çok kızdığınız konularda bile düşman gözüyle baktığınız bu insanların bazı haklı yönleri olduğunu fark edeceksiniz.

Hele farklılıkları değil de, ortak noktaları düşünmeye başlarsanız, birbirinin aynı olan o kadar çok şey bulursunuz ki. Malazgirt’ten başlayın, Çaldıran’dan, Çanakkale’den Kurtuluş Savaşından çıkın.

İşte yukarıdaki başlığı bu yüzden attım. Siyasetçilerimiz şöyle bir şey yapsalar mesela. MHP’nin Ankara milletvekillerinden biri, bir haftalığına BDP Diyarbakır milletvekilliği yapsa. Ankara’dan kalksa Diyarbakır’a gitse, orada BDP Diyarbakır örgütü tarafından karşılansa, toplantılar yapsa, köyleri gezse, BDP örgütünü dinlese, Diyarbakırlılarla sohbet etse, Diyarbakırlı BDP’lilerin ne istediğini anlamaya çalışsa olmaz mı?

Ya da tersi olsa, BDP Batman milletvekili bir haftalığına MHP Trabzon milletvekili olsa. Trabzon’a gelse, MHP il ve ilçe teşkilatları ile toplantılar yapsa, çarşı-pazar gezse, Trabzonluların hassasiyetlerini dinlese ne olur?

Birbirinin zıddı gibi görünen iki partinin birbirini anlamaya çalışması barışa giden yolu daha da kısaltmaz mı?

Samsun MHP İl Teşkilatı, bir hafta Van’da misafir edilse, önce otlu peynirle sabah kahvaltısı yapılsa, Akdamar Kilisesi gezilse, sonra terör nedeniyle köyleri boşaltılan garibanların mağduriyetini gözleriyle görse, bu insanlara nasıl bir çıkış yolu sağlanacağı ile ilgili fikirler geliştirmeye çalışmaz mı?

Van BDP örgütü de Samsun’a iadeyi ziyarette bulunsa kıyamet mi kopar?

“Böyle bir şeyi nasıl teklif edersin? Biz terör örgütünün Meclis’teki uzantıları ile ne görüşeceğiz” diyorsanız, sizlere savaşan devletlerin bile birbiri ile gizli açık görüştüklerini hatırlatmak isterim. Bu kavga ilelebet süremez ki. 1. Ve 2. Dünya Savaşlarında bütün Avrupa birbirini boğazladı. Onlar barıştığına göre biz neden barışmayalım?

Evet, Devlet Bahçeli’nin İmralı’ya gidip Apo ile görüşmesini istemek hakikaten çok şey istemek olur, ama CHP’nin yenilikçi kanadından bir milletvekilinin İmralı’ya gitmesi, bu sürece değer katmaz mı? Böyle bir hamlenin CHP’ye ne zararı olur? CHP’yi bütünüyle gündeme hâkim hale getirmez mi?

İroni yapıyoruz ya, acaba böyle bir durumda Rahmetli Başbuğ –Ermenilerle bile görüştüğünü hesaba katarsak- ne yapardı? Bence Apo’yla değil ama mesela Barzani ile Ahmet Türk ile falan görüşür, çözüme katkı vermeye çalışırdı.

Diyebilirsiniz ki, “bu süreç nasıl olsa bir yere çıkmaz. Ak Parti, Apo’yu muhatap alıp rezil olduğuyla kalır”. Haklı çıkma ihtimaliniz az sayılmaz. Hadi, bir kez daha kendimizi karşımızdakinin yerine koyup son bir empati yapalım: Yüzde 50 oy almış bir partinin liderisiniz. Karşınızda ciddi bir siyasi rakibiniz de yok. Yol, köprü, hastane, havaalanı, hızlı tren falan yaparak mevcut durumunuzu yani yüzde 50’yi koruyorsunuz. Kürt meselesi gibi çetrefilli bir meseleye dalıp siyasi geleceğinizi tehlikeye atar mıydınız? Peki, Recep Tayyip Erdoğan neden böyle bir işe kalkışıyor?

Ne dersiniz, Devlet Bahçeli İmralı’ya gitsin mi?

 
 

 

 
  Siyasetçinin El Kitabı   |   Önsöz   |   İçindekiler   |   Basında Kitabımız   |   İsteme Formu   |   Görüşlerim   |   Görüş ve Önerileriniz   |   İletişim

 
 Facebook Sayfası  Twitter Sayfası © 2012 Siyasetçinin El Kitabı - Yüksel Bölük