TFF'ye açık mektup

14 Şubat 2013 tarihinde www.gazete5.com'da yayınlanmıştır.

Ey TFF yönetimi,  bu mektubu, içinizde bulunduğunuz durumu açıkça ortaya koyabilmek ve önümüzdeki dönemde ne durumda olacağınız hakkında fikir yürütmek üzere yazıyorum.

Dikkatle okumanızı tavsiye ederim, çünkü etrafınızdaki “aman efendim-yaman efendimcilerin, meseleyi ne kadar güzel hallettiniz efendimcilerin” hiç birisi bunları size söylemez, söyleyemez.

Sürecin tam göbeğinde olduğunuz için, doğru bir durum analizi yapma imkânınız yoktur. Vicdan muhasebesini ise ancak 5-10 sene sonra, yapayalnız kalınca yapabileceksiniz. O yüzden, bu yazdıklarımı sonuna kadar dikkatle okuyun. Amacım sizi üzmek değildir, bilâkis itibarınızı korumaya yardımcı olmaktır. Eminim sizler de her insan gibi çocuklarınıza temiz birer isim bırakmak istersiniz.

Ey TFF yönetimi, çok iyi bildiğiniz gibi 2010-2011 futbol sezonunda, adı lazım değil bir futbol kulübünün 4 maçta şike yaptığı, 3 maçta teşvik primi verdiği ağır ceza mahkemesi kararı ile hüküm altına alındı. Yargılanan sanıklardan 19’unun örgüt ve şike suçlarından aldıkları cezalar ise ke-sin-leş-ti.

Adli yargı “suç var” –hem de ne suç- derken, konunun diğer ilgilileri “bu suçu nasıl örtbas etsek, bu cenazeyi nasıl gömsek, bu pisliği nasıl temizlesek” telaşına düştü. Konunun dolaylı olarak ilgilisi başka bir sürü kişi-kurum-organ vardı, fakat bu temizlik ancak TFF eliyle yapılabilirdi. Yani, eli kirlenecek olan, pisliğe bulanacak olan yalnızca TFF idi. Tokmak belki başkasının elinde idi ama davul TFF idi.

Sizden önceki yönetim cenaze levazımatçılığını, lağım işçiliğini kabul etmedi, bıraktı gitti. Mehmet Ali Aydınlar inanılmaz maddi kayba uğramasına ve kendisini yıpratmak için yapılan onca şeye rağmen, geleceğin en onurlu spor adamlarında birisi olarak tarihteki yerini alacaktır. Bu arada bir parantez açarak belirtmeliyim ki, bugünkü suskunluğunu da bir gün elbet bozacak, her şeyi olduğu gibi anlatacaktır.

Nihayetinde, bu cenazeyi kaldırmak, bu lağımı temizlemek size kaldı. Eli kolu kirlenen, pisliğe bulanan siz oldunuz. Sanıyorsunuz ki, “işi yapılabilecek en iyi şekilde başardınız”. Temizliği yaptınız, her şey pırıl pırıl oldu, her yer güllük, gülistanlık. Ve sanıyorsunuz ki,” tıkalı lağımı açtınız” diye Kadıköy’e heykeliniz dikilecek, ulusal kahraman ilan edileceksiniz. En büyük yanılgınız işte burada yatıyor. Ne yaparsanız yapın, siz tıkalı lağımı açmak için kullanılan lağım işçileri olarak kalacaksınız. Temizlik işi bittiğinde nasıl elektrikli süpürge toplanıp bir kenara konulursa, siz de aynen işiniz bittiğinde bir kenara konulacaksınız. Lağımın bütün kokusu sizin üstünüzde kalacak. Hiç kimse üstü başı lağım kokan birisini temiz bir ortamda istemez. Yıkama yağlama, aklama paklama işi bittiğinde, başka biri, eli kolu tertemiz biri gelecek, dikensiz gül bahçesine konacak. Laf aramızda, sizin kulağınıza geldi mi bilmiyorum ama şöyle dedikodular ortalıkta dolaşıyormuş: “şeytan, ya azizin yerine fenerin başına, ya tüpçünün yerine federasyonun başına.”

Ey TFF yönetimi, bazı büyük adamlar, yanlarında yanlış yaptıklarını söyleyecek kimse olmadığı için hep doğru yaptıklarına inanırlar. Oysa size doğruyu gösterecek, kılavuzluk yapacak bazı sanıklar hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları dâhil, bilgiler, belgeler, tapeler, dokümanlar o kadar çok şey var ki, yarın bir gün, her şey değiştiğinde “bilmiyordum, duymadım, görmedim” diye üç maymunu oynama şansınız da yoktur.

Bir an düşünün; senaryo sizin inandığınız gibi değil de, benim söylediğim gibi gerçekleşirse ne olur? Size ihtiyaç kalmadığında ve kullanılmış kâğıt mendil gibi buruşturulup bir kenara atıldığınızda, yerinize gelenler, “Tüpçünün yönetimi, mahkeme kararlarına, bu kadar belge, bilgi, delil ellerinde olmasına rağmen yanlış yapmış. Suçluya artık bir ceza verilemez, ama mağdurun mağduriyetini de gidermemiz lazım.” Deyip 2010-11 şampiyonluk kupasını Trabzonspor’a verirse, ne duruma düşeceğinizi, nasıl açıkta kalacağınızı, yüzünüzün alacağı hali düşünebiliyor musunuz? Hem de bu dönüşü öyle kolay yaparlar ki, en büyük kahraman, en adil TFF yönetimi olurlar.

Şurada, itibarınızı geleceğe taşıyabilmeniz için kısa bir süre kaldı. İçinde bulunduğunuz durumun sürdürebilirliği en fazla CAS’a kadardır.

Bu işten bugün arkanızdaymış gibi görünen –aslında sizi kullanan- siyasetçiler, medya, büyük işadamları ve diğer unsurlar hiçbir zarar görmeyecektir. Trabzonspor ise, davasında o kadar haklıdır ki, üstünden 20 sene de geçse, 30 sene de geçse o kupayı alacaktır. Dediğim gibi, belki yerinize gelecek olanlar, bütün kabahati sizin üstünüze atıp, kupayı elleriyle Trabzonspor’a vereceklerdir. Bu işten zararlı çıkacak olanlar sadece sizler olacaksınız. Umarım, yarın her şey değiştiğinde, “ne işim vardı bu işlerde” diye kafanızı taşlara çalmaz, “TÜPÇÜSÜN SEN, TÜPÇÜ KAL” diye ağıtlar yakmazsınız.

 
 

 

 
  Siyasetçinin El Kitabı   |   Önsöz   |   İçindekiler   |   Basında Kitabımız   |   İsteme Formu   |   Görüşlerim   |   Görüş ve Önerileriniz   |   İletişim

 
 Facebook Sayfası  Twitter Sayfası © 2012 Siyasetçinin El Kitabı - Yüksel Bölük