“Başbakan bütün muhalefeti ulusalcılığın içine hapsetti”

Memlekette muhalefet eksikliğinin nedenleri ve muhalefet eksikliğine çareler… 25 Aralık 2012

 

Memlekette muhalefet eksikliğinin nedenleri ve muhalefet eksikliğine çareler…

“Başbakan bütün muhalefeti ulusalcılığın içine hapsetti”
Memleketteki muhalefet eksikliği, kısır gündemimiz içindeki gözde tartışma konumuz olmaya başlıyor. Gazetelerin köşe yazarları muhalefet eksikliği hakkında yazıyorlar. Ben de bu tartışmaya kendimce katılmak istiyorum. Memleketteki muhalefet eksikliği benim için de gerçek bir sorun. Gerçek bir sorun çünkü muhalefet olmayan bir demokrasi, yarım bir demokrasidir. İktidarın kendisini yenileyebilmesi, heyecanını ayakta tutabilmesi, çoğunluk diktasına kaymaması gibi pek çok nedenden ötürü kuvvetli, iktidara namzet bir muhalefete ihtiyacımız var.
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, son 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarından sonra, küçüklü büyüklü tüm muhalif parti ve grupların elinde muhalefet argümanı olarak sadece Atatürkçülük kaldı. Başbakan,  1. Meclis önünden Anıtkabir’e yapılması düşünülen yürüyüşü yasaklıyormuş gibi yaparak, bütün muhalefeti Atatürkçülük üzerinden kutuplaştırdı. CHP’yi’ de, MHP’’yi de getirdi, “Ulusalcı Atatürkçülük”ün içine hapsetti bıraktı. Hâlbuki CHP, yıllardır içinde debelenip durduğu “laiklik” cenderesinden yavaş yavaş kurtuluyor, toplumsal ve ekonomik muhalefet yapmanın yol ve yöntemlerini bulmaya çalışıyordu. Laiklik cenderesinden çıkmaya çalışan CHP, Ak Parti’nin basit bir hamlesi ile çok daha sert biçimde Atatürkçülük cenderesine hapsoldu.
MHP’nin durumu ise daha da vahimdir. Ak Parti’nin icraatları karşısında MHP’nin gerçekçi muhalefet argümanları üretmesi mümkün değildir. Ak Parti’nin yaptığı şeyler, kendileri kabul etmeseler, dilleri ile reddetseler bile MHP tabanının kalbine hitap ediyor. Bir MHP’li milli tank Altay’dan, milli uydudan, Kuran dersinin okullarda seçmeli ders olmasından, başörtüsünün okullarda serbest olmasından falan ancak memnuniyet duyar. İşte bu muhalif argüman üretememe meselesi, MHP’nin tabanının ulusalcılığa doğru kaymasına neden oluyor. Tabii, büyük bir bilinç kayması ile beraber. Son günlerde yıllarca ülkücüleri “köpek” diye aşağılayan ulusalcıların yazılarını sosyal paylaşım sitelerinde paylaşan/beğenen MHP’liler türedi. Çünkü kendileri paylaşılacak hiçbir argüman üretemiyorlar. Lütfi Türkkan’ın, kafasına gaz fişeği isabet eden en hafif tabiriyle “solcu” öğrenciyi hastanede ziyaret etmesi de bu cümledendir.  Konda tarafından yapılan son ankette MHP’nin oy kaybederken, CHP’nin oylarını artırmasının sebebi de MHP tabanındaki bu kaymadandır.
Sadece bilinç kayması değil, MHP, kendi ayağına kurşun sıkmada da pek mahir: Hatırlar mısınız, MHP’nin Prof vekillerinden biri 18 yaşında iki delikanlıyı yanına alıp basın toplantısı yapmıştı. 18-25 yaş arası bütün gençleri -yine en hafif tabiriyle- “çocuk” yerine koymuştu.(adam yerine koymamıştı.)  Oysa biz, o toplantıda çocuk yerine konan gençlerin yaşındayken, “Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştaydık.” Demek ki artık devir değişmiş, şimdinin ülkücü gençliği MHP tarafından en hafif tabiriyle “çocuk” sayılıyor.
Aslında muhalefet eksikliğinin temel nedeni, birçok eski muhalefet gerekçesinin ortadan kalkmış olmasıdır. İşçi, memur, köylü, perişan, esnaf kan ağlıyor, falan... İyi de, neden o zaman Ak Parti yüzde 50 oy almaya devam ediyor? Neden arabalarımızı park edecek yer bulamıyoruz, neden insanlar 6 ayda bir cep telefonlarını değiştiriyorlar. Neden obezite en büyük sağlık problemimiz haline geldi? Bu bölünmüş yolları, okulları, hastaneleri, havaalanlarını kim yapıyor? İhracatımız 20 milyar dolardan 150 milyar dolara nasıl çıktı?
Muhalefetin şartları görüp, söylemlerini yenilemesi, yeni muhalefet argümanları üretmesi gerekir.
Bu meseleyi örneklendirelim: “Memleketi ot ithal eder hale getirdiler” söylemi ne kadar doğrudur? Bu sene kuraklık oldu, yeteri kadar yem bitkisi yetişmedi, ot saman vesaire de büyük sıkıntı var. Hükümet ot ve saman ithalatını serbest bıraktı. Nasıl yeteri kadar şekerimiz olmadığında şeker ithalatını, buğdayımız olmadığında buğday ithalatını serbest bırakıyorsa, nasıl doğalgaz ithal ediyorsa bu sene de kuraklık nedeniyle yem bitkileri eksiğimiz var ve ithalatı serbest bırakıldı. Eğer ithalat serbest bırakılmasaydı, tonu bugün bin lira olan saman, 2 bin lira olacaktı. Buradaki esas sıkıntı ot ithalinin serbest bırakılması değildir. Buradaki esas sıkıntı,  köylünün ithalat yapabilecek imkân ve kabiliyete, bilgi ve beceriye sahip olmamasıdır. Yeteri kadar ot ve saman ithal edilmeyerek, köylümüz yem bitkisi ithalatı yapan vurguncuların eline bırakılmıştır. Tarım Bakanlığı, Dış Ticaretten sorumlu bakanlık ile işbirliği yapıp yem bitkileri ithalatını kendisi yapabilir, ot ve saman fiyatlarının düşmesini sağlayabilir, köylüyü vurguncuların eline bırakmayabilirdi. Muhalefet, işte bunu söylemeli, bunu dile getirmelidir.  Ancak, bunu söyleyebilmek için konuyu bilmek, araştırmak, dersine çalışmak gerekiyor.
Unutmadan, bir de “vatan haini, satılmış, yandaş, dönek, cahil, eğitimsiz, makarnacı, kömürcü, çoban, ampul, flüoresan” gibi söylemlerle dile getirilen, vatandaşı aptal yerine koyan, güdülmesi gereken sürü olarak gören bir muhalefet tarzı daha var. Geçen gün belediye otobüsünde bir kadın Sincan’da yaşayanları kastederek şöyle diyordu: “Aç karınlarını doyurduğumuz yetmezmiş gibi, bir de Sincan'a Eryaman’dan daha fazla belediye otobüsü veriyorlar.”  Bu terbiyesizler için söyleyebilecek çok fazla şey yok. Akılları ancak vatan hainliğine, dönekliğe, yandaşlığa çalışıyor. Bu tarza sahip olanların içinde ortaokuldan terk eğitimsiz cahiller olduğu gibi, “eşşekliği baki kalmış” eğitimli cahiller de yer alıyor.
Yüzde 27’ler, hatta yüzde 30’lar CHP için yeterliyse, yüzde 10 barajının üstünde kalmak MHP için başarıysa, bir muhalefet eksiğimiz yok demektir. Durmak yok, aynen devam. Yılmaz Özdil’in, Bekir Coşkun’un hakaretamiz yazılarını forward etmeye devam ederek kendinizi tatmin edebilirsiniz. Yok, eğer iktidara alternatif bir muhalefet istiyorsanız, işte asıl bu yazının ulusalcı mailboxlarda forward manyağı yapılması gerekir.
 
 

 

 
  Siyasetçinin El Kitabı   |   Önsöz   |   İçindekiler   |   Basında Kitabımız   |   İsteme Formu   |   Görüşlerim   |   Görüş ve Önerileriniz   |   İletişim

 
 Facebook Sayfası  Twitter Sayfası © 2012 Siyasetçinin El Kitabı - Yüksel Bölük