Komşularla sıfır sorun nedir, ne değildir?

Size bir tokat atana, öbür yanağınızı da dönmeli misiniz?

 

12 Ekim 2012 tarihinde www.gazete5.com ve www.sebinmeyda.com sitelerinde yayınlanmıştır.

“Ey Hükümet, komşularla sıfır sorun dedin, bak nerelere geldik. Bırak sıfır sorunu, kavga etmediğimiz hiçbir komşumuz kalmadı. BOP’un eş başkanı olarak Amerika’nın, İsrail’in çıkarlarına hizmet ediyorsun. Teslimiyetçi politikaların sayesinde Kuzey Irak’ta Kürt Devleti kuruldu, Suriye’nin Kuzeyinde de Kürt devleti kurulacak. Suriye’deki çatışmaların müsebbibi sensin. Sen muhalifleri desteklemesen, Suriye’deki iç savaş bu kadar uzun sürmezdi. Esad, çoktan bunların işini bitirmiş olurdu!”

İnsanlar kahvede, sokakta, gazete ve televizyonlarda, sosyal paylaşım sitelerinde velhasıl her yerde “sıfır sorun politikasının geldiği yeri, Hükümetin dış politika başarısızlığını konuşuyor. Bu konuda muhalefetin bir damar yakaladığı ve bu damarı ince ince işlediği anlaşılıyor.
Gerçekten de bütün komşularımızla kavgalı mıyız? Tek tek bakalım:
Bulgaristan ve Gürcistan ile hiçbir sorunumuz yoktur.
Yunanistan’ın herhangi bir devletle sorun yaşamaya mecali yoktur. Güney Kıbrıs Rum Kesimi aynı tas aynı hamam devam etmektedir, kimsenin onları ciddiye aldığı, adam hesabına kattığı zaten yoktur.
Kuzey Irak Kürt Yönetimi ile hiçbir problemimiz yoktur. Her dediğimizi, her istediğimizi yapmaktadırlar.
Iraklı Sünniler ile hiçbir sıkıntımız yoktur.
İran, ABD ve İsrail’e karşı kurguladığı “Şii Kuşağı” politikası nedeniyle Iraklı Şiileri ve Suriye’de Nuseyrileri desteklemektedir. Aynı zamanda PKK’ya örtülü destek verdiği görülmektedir. Aramızda bir çıkar çatışması söz konusudur. Komedyaya bakın ki, yıllarca “Türkiye İran olmayacak” diye bağıran güruh, bugün İran’la birlikte Esad’a destek vermekte, İran’ın PKK’ya verdiği desteği ise algılamakta güçlük çekmektedir. Zaten İran, PKK’ya destek vermekle kendisi için çok daha önemli olan Türkiye’nin dostluğunu kaybedeceğini, Türkiye’nin eskisi gibi herhangi bir komşusunun PKK’ya destek vermesini sineye çekmeyeceğini kısa sürede anlamış, geri adım atmaya başlamıştır.
Irak Şii yönetimi İran’ın dümen suyunda, aklı sıra Türkiye’ye düşmanlık etmeye çalışmaktadır. Ki, onlar da doğrudan komşumuz değildir. Irak’ın yaklaşık üçte birni, Şii bölgelerini ancak kontrol edebilmektedirler.
Savaşın eşiğine geldiğimiz Suriye’nin yüzde 35’i ancak Esad’ın kontrolü altındadır. Gitmesi an meselesidir, Esad’ın düşmesinden sonra, Suriye ile güzel ilişkiler kuracağımız ortadadır. Esad’ın gitmesi ile İran’ın Şii kuşağı oluşturma projesi de ciddi bir yara alacaktır.
Rusya, Suriye meselesinde sanki hasmımız gibi gözükmekle birlikte, bize karşı herhangi bir düşmanca hareketi olmamıştır. Uçağımızın düşürülmesi meselesi de muhtemelen Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirmek isteyen, Rusya’yı kendi tarafında olayların içine çekmeye çalışan Esad’ın numaralarından birisidir.
Ermenistan ise müzmin düşmanımızdır. Aramızdaki husumet 100 yıldan fazla zamandır sürmektedir.
Kısacası şu anda Ermenistan, kısmen İran ve Suriye’nin Şii yönetimi dışında herhangi bir düşmanımız yoktur.
İsrail komşumuz değildir, zaten düşmanlığı ile dostluğu arasında herhangi bir fark yoktur. Dostumuz gibi görünürken de, her türlü düşmanlığı arkamızdan yapmaktadır.
Peki, sıfır sorun nedir?
Sıfır sorun, bir temenni durumudur. Sıfır sorun, esasen “yurtta sulh, cihanda sulh” politikasının başka şekilde seslendirilmesidir. “Ben komşularımla iyi geçinmek istiyorum, aramdaki ihtilafları bitirmek istiyorum”un sloganlaştırılmış, bütün dünyaya ilan edilmiş halidir.
Ak Parti hükümeti, komşuları ile var olan ihtilafları bitirmek için gerekli bütün adımları atmıştır.
Ermenistan’la düşmanlığımız Ak Parti ile ilgili değildir. Ak Parti bu düşmanlığı bitirmek için elinden geleni yapmış, Ermenistan’a dostluk elini uzatmış, karşılık bulamamıştır.
Birleşik Kıbrıs’ın kurulması için yapılan referandumda ağırlığını “evet” tarafında koymuş ve Kuzey Kıbrıs’ta “evet” sonucunu çıkarmıştır. Rumlar birleşmeye “hayır” demişler, uzatılan Türk elini geri çevirmişlerdir.
Bütün dünya nükleer silah konusunda İran’ın karşısında yer alırken, Türkiye İran’a destek vermiş, ancak İran başka küçük çıkar hesapların peşine düşerek dostluğumuzun kıymetini ilk anda anlayamamıştır.
Esad ile çok iyi ilişkiler geliştirilmiş, Suriye’nin Arap Baharı sürecinde sancısız bir şekilde demokrasiye geçmesi için her türlü yardım yapılmıştır. Esad her seferinde sözler vermiş, her seferinde sözlerini tutmamış, yönetimi diğer etnik ve dini gruplarla paylaşmayı reddetmiştir.
Hatta iç düşman PKK ile barışmak için bile bütün siyasi riskleri göze alarak harekete geçmiş, görüşmeler yapmıştır. Sorunun çözülmesi PKK’yı taşeron olarak kullananların ve terör baronların işine gelmemiş, sürece taş koymuşlardır.
Yine kısacası, Ak Parti, bu ülkelerin dostluğunu kazanmak için elinden gelen her şeyi yapmıştır.
Sıfır sorun ne değildir?
Sıfır sorun sana düşmanlık edenle de arayı düzgün tut demek değildir.
Sıfır sorun, ülkene terör ihraç edene sesini çıkarma demek değildir.
Sıfır sorun, Rumlarla iyi geçineceğim diye limanları Rum bandıralı gemilere açmak değildir.
Sıfır sorun, Ermenistan’la iyi geçineceğim diye soykırım iddialarını kabul etmek demek değildir.
Sıfır sorun, uçağını düşürene sesini çıkarmamak, meskûn mahalline top mermisi atana cevap vermemek değildir.
Sıfır sorun İran’ın dümen suyundaki Şii yönetim istemiyor diye Kerkük’ü sahipsiz bırakmak değildir.
Sıfır sorun, Suriye’deki Bayırbucak Türkmenlerini Esad’ın insafına terk etmek değildir.
Sıfır sorun, Ortadoğu’da yeni bir tarih yazılırken, kös kös oturmak hiç değildir.
Bütün dünya Akdeniz’de yeni keşfedilen 15 trilyon dolarlık petrol yataklarının peşinde iken, oyun üstüne oyun kurulup hamle üstüne hamle yapılırken hiçbir işe karışmadan oturup beklemek hiç mi hiç değildir.
Bırakalım, İsrail ve Güney Kıbrıs Akdeniz’deki petrol yataklarını istediği gibi işlesin.
Bırakalım, İsrail Filistinli Müslümanları öldürsün.
Bırakalım, İran etrafımızda bir Şii kuşağı oluştursun.
Bırakalım Ermenistan bütün dünyaya soykırım yalanı sıkmaya devam etsin.
Bırakalım Rusya ve hatta Çin, Akdeniz’de bulunan petrol yataklarını kontrol etmek için taktik, stratejik hamleler yapsın.
Bırakalım Esad her gün topraklarımızı bombalasın.
Hiç sesimizi çıkarmayalım. O zaman hiç kimseyle bir sorunumuz olmaz.
Ecevit Kıbrıs Harekâtını yaparken, yurtta barış, dünyada barış düsturunu çiğnemedi mi?
Yurtta barış, dünyada barış diyerek Özal’ın Musul ve Kerkük’ü ilhakına karşı çıkmadık mı?
Yurtta barış, dünyada barış diyerek 1 Mart tezkeresine karşı çıkıp, Kuzey Irak Kürt devletinin önünü biz açmadık mı?
Bugün de “komşularla sıfır sorun” diyelim, etliye sütlüye karışmayalım, Akdeniz’den burnumuzun dibinden dünyanın petrolünü İsrail-Rum ortaklığı çekip götürsün öyle mi?
Evimize top mermisi atana iki gülle de biz sallamazsak, 1 milyonluk ordumuzun gücünü dış politikamızın ardına koyamamış oluruz. Büyük ve caydırıcı devlet olma iddiamız da laftan ibaret kalır.
Türkiye artık 1 trilyon dolara yaklaşan milli geliri ile BÜYÜK DEVLETTİR, eskisi gibi zayıf, güçsüz değildir. Ortadoğu’nun tarihi yeniden yazılırken kös kös oturmamalı, etrafında olup biten her şeye usulü dairesinde karışmalı, oyunun kendi istediği şekilde sonuçlanması için bütün unsurlarıyla gayret göstermelidir.
 
 

 

 
  Siyasetçinin El Kitabı   |   Önsöz   |   İçindekiler   |   Basında Kitabımız   |   İsteme Formu   |   Görüşlerim   |   Görüş ve Önerileriniz   |   İletişim

 
 Facebook Sayfası  Twitter Sayfası © 2012 Siyasetçinin El Kitabı - Yüksel Bölük